sayfa içeriği
  • https://www.facebook.com/MaddiTazminat/
Ana Başlıklar


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam35
Toplam Ziyaret976616
Site Haritası

Tam Yargı Davalarında Maddi Tazminat Hesabı ve Sosyal Güvenlik Ödemelerinin Mahsubu Rejimi

DANIŞTAY İÇTİHATLARI IŞIĞINDA TAM YARGI DAVALARINDA MADDİ TAZMİNAT HESABI VE SOSYAL GÜVENLİK ÖDEMELERİNİN MAHSUBU REJİMİ

Hazırlayan: Yaşar Başkaya, Ocak 2026

 

I. GİRİŞ

İdare hukukunda "tam yargı davaları", idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan ve amacı "gerçek zararın" tazmini olan dava türüdür. İdarenin mali sorumluluğunun temel amacı, zarar görenin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermek, onu olay öncesindeki ekonomik durumuna getirmektir. Bu süreçte gözetilen en temel ilke, "zarar ile yararın denkleştirilmesi"dir. Tazminat, zarar görenin sebepsiz zenginleşmesine yol açmamalı; ancak idarenin kusuru veya kusursuz sorumluluğu nedeniyle doğan "gerçek zarar" tam olarak karşılanmalıdır.

Bu denkleştirme sürecinin en tartışmalı boyutu, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından bağlanan gelir ve aylıkların, idarenin ödeyeceği tazminattan düşülüp düşülmeyeceğidir. Bu makalede, Danıştay’ın "Peşin Sermaye Değeri" (PSD) üzerinden indirim yapma uygulamasından "Fark Hesabı" yöntemine geçişi, üçüncü kişilerin sorumluluğundaki mahsup rejimi ve yardım sandıklarının (Mehmetçik Vakfı vb.) durumu analiz edilecektir.

II. HUKUKİ ÇERÇEVE VE TEMEL İLKELER

A. TBK Madde 55’in İdari Yargıdaki Yeri

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 55. maddesi, ölüm ve bedensel zararların belirlenmesinde "sorumluluk hukuku ilkelerine" atıf yapar. Maddenin en kritik düzenlemesi şöyledir: "Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.".

Bu hüküm uyarınca, bir ödemenin tazminattan düşülebilmesi için iki temel şart aranır:

1. Ödemenin SGK tarafından rücu edilebilir (idareden geri istenebilir) olması,

2. Ödemenin zarar görenin zararını karşılama (ifa) amacı taşıması.

B. Rücu Edilebilirlik Kriteri

SGK’nın rücu hakkı, 5510 sayılı Kanun’un 21. ve 23. maddelerinde düzenlenmiştir. Kurum, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu bağladığı gelirlerin ilk peşin sermaye değerini (PSD), kusurlu işverene (idareye) veya üçüncü kişilere rücu edebilir. Rücu edilebilen bu miktarlar, mükerrer ödemeyi önlemek adına tazminattan mahsup edilir. Ancak rücu edilemeyen ödemeler (örneğin normal yaşlılık aylığı), tazminat hesabında "yarar" olarak dikkate alınmaz.

III. TAZMİNATTAN MAHSUP EDİLEN ÖDEMELER VE "FARK HESABI" YÖNTEMİ

Danıştay, maddi tazminatın hesaplanmasında toptan bir "Peşin Sermaye Değeri (PSD) mahsubu" yerine, dönemsel karşılaştırmaya dayalı "Fark Hesabı" yöntemini benimsemeye başlamıştır.

A. Peşin Sermaye Değerinin Doğrudan Düşülmesi Yerine "Fark Hesabı"

Eski uygulamada, SGK tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri (PSD), hesaplanan toplam tazminattan doğrudan düşülmekteydi. Ancak güncel Danıştay kararları, zarar görenin malvarlığındaki eksilmenin (gerçek zararın), varsayımlara dayalı PSD'nin toptan düşülmesiyle değil; kişinin görevine devam etmesi halinde alacağı emsal maaş ile kendisine bağlanan aylık arasındaki farkın hesaplanması suretiyle bulunmasını öngörmektedir.

Bu hesaplama üç aşamada yapılır:

1. Aktif Dönem İşlemiş (Bilinen) Zarar: Rapor tarihine kadar olan dönemde, emsal görev aylığı ile SGK tarafından ödenen aylıklar aylar itibarıyla karşılaştırılır. Aradaki fark zarardır. Bu dönem için PSD hesabı yapılmaz ve iskonto uygulanmaz.

2. Aktif Dönem İşleyecek (Bilinmeyen) Zarar: Rapor tarihinden yasal emeklilik yaşına kadar olan gelecekteki dönemde; emsal görev aylığı ile SGK tarafından ödenecek aylıklar arasındaki fark esas alınır. Bu farkın (zararın), her yıl %10 artırılıp %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle (Progresif Rant Yöntemi) peşin sermaye değeri hesaplanır.

3. Pasif Dönem Zarar Hesabı: Yasal emeklilik yaşından muhtemel yaşam süresinin sonuna (TRH-2010 tablosuna göre) kadar olan dönemde; kişinin emekli olsaydı alacağı emekli aylığı ile ödenmeye devam edecek vazife malullüğü aylığı arasındaki fark dikkate alınır.

B. Üçüncü Kişilerin Sorumluluğunda Mahsup (Tamamının İndirilmesi)

Zarara bir üçüncü kişinin (örneğin trafik kazasında karşı araç sürücüsü veya idare dışındaki bir fail) sebebiyet vermesi durumunda, SGK'nın rücu hakkı 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi gereği "ilk peşin sermaye değerinin yarısı" ile sınırlıdır.

Ancak tazminat hukukunda ilke "tam tazmin" ve "sebepsiz zenginleşme yasağı" olduğu için Danıştay uygulamasında durum farklıdır. Mağdur, SGK'dan bağlanan geliri fiilen ve tam olarak almaktadır. Bu nedenle, idare veya fail aleyhine açılan tazminat davasında, SGK'nın rücu edebileceği miktarla (yarısıyla) sınırlı kalınmaksızın, bağlanan gelirin tamamı tazminattan düşülür. Amaç, zarar görenin aynı zarar için hem SGK'dan hem de failden mükerrer ödeme alarak zenginleşmesini engellemektir.

C. Nakdi Tazminat ve Ek Ödemeler

2330 sayılı Kanun kapsamında ödenen nakdi tazminat ve 5434 sayılı Kanun Ek 79. maddesi uyarınca ödenen ek ödeme (tütün ikramiyesi), "ifa amacı taşıyan" ödemeler olarak kabul edilir. Bu ödemeler, rapor tarihindeki güncel değerlerine getirilerek (yasal faiz işletilerek) maddi tazminat miktarından düşülür.

IV. TAZMİNATTAN MAHSUP EDİLMEYEN (İNDİRİLMEYEN) ÖDEMELER

TBK 55. madde uyarınca "ifa amacı taşımayan" veya "rücu edilemeyen" ödemeler tazminattan indirilmez.

A. Yardım Sandıkları ve Vakıf Ödemeleri (Mehmetçik Vakfı vb.)

Danıştay içtihatlarına ve doktrine göre, Mehmetçik Vakfı, Polis Bakım ve Yardım Sandığı (POLSAN) gibi kuruluşlar tarafından yapılan ödemeler tazminattan mahsup edilmez.

İfa Amacı Yokluğu: Bu ödemeler, idarenin haksız fiilinden kaynaklanan zararı "tazmin etme" (ifa) amacı taşımaz. Karşılıksız yardım, bağış veya üyelerin aidatlarına dayalı sosyal dayanışma niteliğindedir.

Nedensellik Bağı: Bu ödemelerin kaynağı idarenin kusuru değil, vakıf senedi veya sandık statüsüdür. Bu nedenle, idarenin tazmin borcundan düşülmesi, idarenin kusurunu hafifletmek ve zarar vereni ödüllendirmek anlamına gelir.

Not: OYAK gibi kurumlarda, kişinin birikimlerinin nemalandırılması sonucu elde edilen "kâr payı/nema" gibi unsurların, göreve iade edilen personelin açıkta kaldığı dönemdeki zarardan mahsup edilebileceğine dair Danıştay İDDK kararları bulunmakla birlikte, şehitlik/gazilik durumunda yapılan "karşılıksız yardımlar" (nakdi tazminat harici vakıf yardımları) tazminattan indirilmemektedir.

B. Genel (Primli) Ölüm ve Malullük Aylıkları

Kişinin kendi çalışmaları ve prim ödemeleri karşılığında hak kazandığı normal yaşlılık aylığı veya genel ölüm sigortasından bağlanan dul/yetim aylıkları, idarenin eylemi ile illiyet bağı bulunmadığından ve "kazanılmış hak" statüsünde olduğundan tazminattan indirilmez.

C. Sosyal Yardım Niteliğindeki Ödemeler

Evde bakım ücreti ve engelli aylığı gibi ödemeler, zararın giderilmesi (ifa) amacıyla değil, sosyal devlet ilkesi gereği "karşılıksız yardım" amacıyla yapıldığından tazminattan (özellikle bakıcı giderinden) indirilemez.

V. ÖZEL DURUM: DEPREM FELAKETİ VE DOĞAL AFETLERDE MAHSUP

Deprem felaketlerinde idarenin sorumluluğu ve bağlanan aylıkların durumu, mağdurun statüsüne göre değişkenlik gösterir.

A. Depremde Vefat Eden Kamu Görevlileri (Vazife Malullüğü)

Deprem anında görev başında olan veya kamu binasında depreme yakalanan kamu görevlileri (öğretmen, polis vb.) için "Vazife Malullüğü" hükümleri uygulanır. Danıştay 10. Dairesi'nin güncel içtihadı uyarınca; görevin neden ve etkisiyle gerçekleşen bu ölümlerde/yaralanmalarda bağlanan Vazife Malullüğü Aylığı, idarenin hizmet kusurundan veya risk ilkesinden kaynaklanan bir "ifa" kabul edilir. Bu nedenle, hesaplanan maddi tazminattan Fark Hesabı yöntemiyle mahsup edilir. Yani, kişinin normalde alacağı maaş ile bağlanan vazife malullüğü aylığı arasındaki fark tazminat olarak ödenir; aylık tamamen zarar kaleminden düşülür.

B. Depremde İş Kazası Geçiren İşçiler

İşyerinde depreme yakalanan işçiler için olay "iş kazası" sayılır. SGK tarafından bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değeri (PSD), işverenin (idarenin) kusuru oranında tazminattan düşülür. Eğer olayda "kaçınılmazlık" (mücbir sebep) faktörü %100 ise ve idarenin kusuru yoksa (örneğin bina mevzuata tamamen uygunsa), işverenin sorumluluğuna gidilemeyeceğinden rücu da söz konusu olmayabilir; ancak idarenin yapı kusuru varsa rücu edilebilir miktar düşülür.

C. Genel Ölüm Aylıkları (Siviller)

Depremde hayatını kaybeden sivillerin yakınlarına, ölen kişinin prim gün sayısı yeterli olduğu için bağlanan Ölüm Aylığı (Dul/Yetim Aylığı), deprem felaketiyle doğrudan illiyet bağı olmayan, prim karşılığı kazanılmış bir haktır. Bu aylıklar, idarenin (örneğin denetim eksikliği nedeniyle) ödeyeceği tazminattan mahsup edilmez.

VI. HESAPLAMA YÖNTEMLERİ VE TEKNİK DETAYLAR

Yaşam Tablosu (TRH-2010): Tazminat hesaplamalarında, bakiye ömrün belirlenmesi için artık PMF-1931 tablosu yerine, Türkiye verilerine dayalı TRH-2010 tablosunun kullanılması zorunludur.

İskonto ve Artırım: Gelecekteki (işleyecek) zararlar hesaplanırken, her yıl için %10 artırım ve %10 iskonto (Progresif Rant Yöntemi) uygulanarak peşin değer bulunur.

Yasal Faiz: Artırılan tazminat miktarı (ıslah) için de faiz, idarenin temerrüde düştüğü tarihten (veya dava tarihinden) itibaren işletilir. Danıştay İDDK kararı ile miktar artırımında faizin başlangıcı konusunda içtihat birleştirilmiştir.

VII. SONUÇ

Danıştay, tazminat hesaplamalarında "zenginleşme yasağı" ile "tam tazmin" ilkeleri arasında hassas bir denge gözetmektedir. Güncel uygulamada, peşin sermaye değerinin toptan düşülmesi yerine, SGK aylıklarının gelir sayılarak "fark hesabı" yapılması esastır. Üçüncü kişilerin sorumluluğunda SGK'nın rücu limitine bakılmaksızın tüm gelirin düşülmesi, buna karşın Mehmetçik Vakfı gibi yardım sandığı ödemelerinin tazminata dokundurulmaması, yargının "ifa amacı" kriterini ne kadar merkeze aldığını göstermektedir. Deprem davalarında ise kamu görevlileri için vazife malullüğü aylığının mahsubu söz konusu iken, sivillerin primli aylıkları tazminat hesabından bağımsız tutulmaktadır.