sayfa içeriği
  • https://www.facebook.com/MaddiTazminat/
Ana Başlıklar


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam78
Toplam Ziyaret350920
Site Haritası

İdarenin Sorumluluğu

İdarenin sorumluluğunun esasının neye dayandırılacağı doktrinde tartışmalıdır. Bu konuda çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. “Hukuk devleti” “kamu yükümlüleri arasında eşitlik”, “imkân ve fırsat eşitliği” gibi ilkelerin esas olarak alınması ileri sürülmüştür[1]. Hukuk devleti[2] ilkesinin idarenin kusura dayanan sorumluluğun açıklayacak güçte olduğu görülmektedir. İdarenin kendi eylem ve işlemlerinden dolayı ortaya çıkan zararı ödemek hususunda takdir hakkı yoktur[3]. İdarenin kusuru olmaksızın verdiği zararları tazminini ise “Sosyal Devlet”[4] anlayışı ile izah etmek mümkündür.

Sosyal devlet kavramının gelişmesi ile beraber idare, toplumda eskiye nazaran çok daha geniş hizmet alanlarında faaliyette bulunmaya başlamıştır. Devletin faaliyetleri arttıkça vatandaşla teması da artmış ve zarar sayılarında artışlar meydana gelmiştir. Devletin tazminat ödemesi konusunda esas alınan “hizmet kusuru”; İdarenin faaliyet alanının genişlemesi; teknolojik gelişmeler ve kullanımının hızla artması, hizmet araçlarının çoğalması; idari yapılanmanın karmaşıklaşması; idare-vatandaş ilişkilerinin artması, zarar veren olay ile idarenin kusuru arasında bağlantı kurulmasını veya bunun kanıtlanmasını güçleştirmiştir[5]. Bu durum bir olayda idari kusur olmasa da bazı kayıt ve şartlar altında idarenin oluşan zararı ödemesini sağlayan idarenin kusursuz sorumluluğunun doğuşuna yol açmıştır[6]. Ancak, “hizmet kusuru” birincil yerini korumuş, “kusursuz sorumluluk” ikincil değerde ele alınmaya devam etmiştir. Danıştay bir yandan hizmet kusuru alanını genişletici içtihatlar oluştururken, diğer yandan da kusursuz sorumluluk ilkesini içtihatları ile yerleştirmiştir.

İdarenin sorumluluğundan bahsedebilmek için şu dört şartın gerçekleşmesi gerekir[7]:

1. Ortada idarenin eylem ve işlemlerinden kaynaklanan bir fiil olmalıdır.

2. Bu fiil kusurlu olmalıdır. (İdarenin kusursuz sorumluluğu için değil, kusurlu sorumluluğu için geçerli bir şarttır.)

3. Bir zarar meydana gelmiş olmalıdır.

4. Zarar ile zarar veren olay (idarenin eylem ve işlemi) arasında bir illiyet bağı olmalıdır.

[1] DURAN Lûtfi, Türkiye İdaresinin Sorumluluğu, TODAİE Yayınları, , Ankara 1974, s.11

[2] Bütün faaliyetlerinde hukuk kurallarına bağlı olan, vatandaşlarına hukuk güvenliği sağlayan kişilerin temel hak ve hürriyetlerini güvence altına alan devlete “hukuk devleti” denir.

[3] ODYAKMAZ Zehra, KAYMAK Ümit, ERCAN İsmail, Anayasa Hukuku, İdare Hukuku, İdari Yargı, Savaş Yayıncılık, Ankara 2005, 4.Bası, s.317

[4] “Sosyal devlet” devletin sosyal barışı ve sosyal adaleti sağlamak amacıyla sosyal ve ekonomik hayata aktif müdahalesini gerekli ve meşru gören bir anlayıştır. ÖZBUDUN, Ergun. Anayasa Hukuku, Açıköğretim Fakültesi Yayını No: 1658, s.27.

[5] YAYLA Yıldızhan, İdare Hukuku, Filiz Kitapevi, İstanbul 1985, s.144

[6] ARMAĞAN Tuncay, İdarenin Sorumluluğu ve Tam Yargı Davaları, Seçkin Yayıncılık, Ankara 1997, s.93

[7] GÖZLER Kemal, İdare Hukuku Dersleri, Ekin Basın Yayın Dağıtım, 7 nci Baskı, Eylül 2008  s.756